1 Kasım 2012 Perşembe

BRÜKSEL 2. GÜN(Gent ve Brugge)

Bugün planda gezilecek 2 şehir olduğu için sabah 7'de kalktık.Harika bir kahvaltının ardından 8.27 deki Gent trenine bindik.Çok sık Gent ve Brugge treni de var zaten.Yaklaşık 1 saat sonra Gent'e indik.Çok sık duran bir trene bindiğimiz için yolculuğumuz biraz uzun sürdü.Gent tren istasyonuyla şehir merkezi arası yaklaşık 2 km.Şehirleri yürüyerek gezmek tercihimiz olduğu için başlıyoruz yürümeye.Şehir merkezine geldiğimizde ise devasa binalar ,katedraller yine büyülüyor bizi.şansımıza hava da güneli.Başlıyoruz fotoğraf çekmeye.


Daha sonra kanal kenarına geliyoruz.Burası ayrı bir güzel.Heryer cıvıl cıvıl.Gent'i çok seviyoruz.Küçücük ama harika bir şehir.


Saat 12 gibi istasyona dönüyoruz.Bu kez 12.41 Gent-Brugge trenine biniyoruz.Tren hızlı.Hiçbir yerde durmuyor.Hiçbir yerde durmuyor tren.Bu yüzden çok tercih edilen bir tren ki hiç yer yok.Koridorda yere oturarak gidiyoruz.20 dk sonra Brugge deyiz.Brugge gerçekten tam bir ortaçağ kenti.Tüm evler eski.Caddelerinde yürürken geçmişe dönüyorsunuz.Yürürken bir çikolatacıya denk geliyoruz.Gerçi her yer çikolatacı da sanırım biz en ucuzunu buluyoruz.5 kutu çikolatayı 10 € ya alıyoruz.Tadını beğenirsek yine alırız diye çıkıyoruz dükkandan.Şehir meydanına gelip yemek molası veriyoruz.Yemeğimizi yerken bir an da bir sürü at arabası geliyor meydana.At arabalarının sırtında eski İngiliz asilzadeler gibi zengin aileleri simgeleyen insanlar var.Hemen fotoğraflamaya başlıyoruz.

Bunşarı da fotoğrafladıktan sonra biraz daha şehri geziyoruz ama hem 7 de kalktığımızdan hem de havanın çok kötü olmasından dolayı artık dolaşmak istemiyoruz ve tren garına doğru yürümeye başlıyoruz.Dönerken 5 kutu daha çikolata alıyoruz.17.58 Brüksel trenine binip otele dönüyoruz.Amacımız hava kararınca atomium a tekrar gidip,ışıklı haliyle atomium'u çekmek.Hava Brükselde de çok kötü ne yazık ki.Hafif çiğselemeye de başladı.Akşam otelden çıkıp Adalet sarayının olduğu yere gidiyoruz.Şehri tepeden fotoğraflıyoruz.Daha sonra da otele döndük.

MALİYET:
Otel: 49 
Çikolata: 20 
Yemek: 5.5 
sıcak çikolata: 2 
Gazoz: 0.65
Magnet: 2.75 

TOPLAM: 80 

BRÜKSEL 1.GÜN

Sabah kalkıp kahvaltıya indik.Günlerdir yaptığımız sefil kahvaltıdan sonra meyvesinden,peynirine,taze meyve sularından reçellere aklınıza gelebilecek her çeşit kahvaltılığın bulunduğu müthiş kahvaltımızı yaptıktan sonra bu otelde bir gece daha kalmaya karar verdik :) Brükseli bir günde gezmemiz gerekiyordu.İlk önce Adliye Sarayına gittik.Dışı tamamen tadilatta olduğu için pek fotoğraf çekemedik.Daha sonra Royal Palace'ı gördük.Yanında ki parkı gezdik.
Royal Palace
Daha sonra büyük bir katedrale gittik.Yolda karşımıza çıkan 1-2 kiliseyi gezdik.Daha sonra Grand Palace meydanına gittik.Müthiş bir meydan.Avrupa'da gördüğümüz en güzel meydanlardandı.Şansımıza o gün flower carpet festivali vardı.estival her yaz düzenleniyormuş ve her yıl farklı bir ülkenin motiflerini kullanarak çiçekten bir halı oluşturuyorlarmış.Bu sene Afrika desenini kullandılar.Saat 13.00 de çiçekleri dizmeye başladılar.Saat 19.30 da halı tamamlanmıştı.Saat 22.00 de de muhteşem bir ışık ve havai fişek gösterisiyle açılış yaptılar.


Biz tabi çiçek dizilirken başka yerleri görmek amacıyla gezmeye devam ettik.Meydandan çıktıktan sonra ilk durağımız meşhur işeyen çocuk heykelini görmek oldu.Hayal kırıklığına uğradık açıkcası.
Buradan sonra atomium a gitmeye karar verdik.ve hemen kilisenin yanındaki metroya indik.2 € dan 2 bilet aldık.1 saat kullanımlı biletti.Doğru istasyonu öğrendikten sonra 2 kişilik kabinden tek biletle 2 kişi geçip metroya bindik.Bilet kontrolü yok ama turnikeler cam kapıyla kapatılmış.Biletsiz açılmıyor.Atomium'a aktarma yaparak ulaştık.Orayı da fotoğrafladıktan sonra biraz etrafına bakalım dedik.Yolun sonunda harika bir park dikkatimizi çekti.Fotoğraflamak için hemen parka daldık.Cennet gibi bir yerdi.Sessiz,sakin,çiçeklerle dolu bir yer.

Biraz gezdikten sonra tekrar metroya binip merkeze döndük.Saat 20.00 ye geliyordu.Grand Place'a dönüp açılışı bekledik.Saat 22'de açılış yapıldı.Brüksele gelmekle ne kadar doğru bir karar verdiğimizi anladık.22.30'da otele dçnüp yattık çünkü yarın sabah Gent ve Brugge gezilecekti.

MALİYET:
Otel: 49  
waffle: 3.5 
Metro: 4 
subway(yemek): 6.5 
mc. Donald's : 1 
Meyve suyu:1.5 

TOPLAM: 66 


28 Ekim 2012 Pazar

AMSTERDAM 3. GÜN

Sabah otel odasını boşaltıp son görmediğimiz yer olan yel değirmenini görmeye gittik.Otele yakın olduğu için onu son güne bırakmıştık.Maalesef hava şartları çok elverişli olmadığı için fazla fotoğraf çekemedik.Daha sonra Hollandaya gelip çiçek almamak olmaz deyip çiçek pazarına gittik.Oradan çiçek alıp otele döndük.Çiçeklerin tanesi 3.5 € idi.Çantalarımızı alıp tren garının yanında ki Satürn mağazasına gittik.Oradan kendimize fotoğraf makinesi aldık.En ucuz makine buradaydı :)14.46 da ki Brüksel trenine bindik.Umudumuz 3 saat sonra Brükselde olmaktı.Brüksele 1 gün ayırdığımız için erkenden oraya gitmeyi planlamıştık ama trenler konusundaki şanssızlık yine peşimizi bırakmadı.Tren Rosendal istasyonunda durdu.Elektrik arızası varmış.Yaklaşık 1 saat trenin içinde bekledik.Daha sonra bizi trenden indirip otobüsşere bindirip Essen tren istasyonuna götürdüler.Orada başka trene binip Brüksele gittik.Yolculuğumuz yaklaşık 5 saat sürdü.Brüksele indiğimizde yaz festivali vardı.Garın hemen yanında rock konseri veriliyordu.Hemen GPS imizi açıp otelimize gittik.Otel ıssısz bir aradaydı.Hızlı adımlarla otele girdik :) Otele girer girmez tüm kötü hislerimiz yok olup gitti.Otelin atmosferi bambaşkaydı.Odamıza çıkınca bir gecemizi daha burada geçirmeye karar verdik.Otelin adı Berger di.Kahvaltı dahil 49€.Eşyalarımızı bırakıp bir turlayalım diye sokağa çıktık.Otelin civarını gezdik.Belçikanın waffle ile meşhur olduğunu bildiğimizden ilk iş waffle aldık.Dondurmalı waffle 5.5 € idi.Sonra otele dönüp uyuduk.
MALİYET:
Otel: 49 €
Çiçek:7 €
yemek: 5.5 €
waffle: 5.5 €

TOPLAM: 67 €

AMSTERDAM 2. GÜN

Sabah kalkıp odamızda kahvaltı yaptık.Dün akşam planladığımız güzergahta başladık dolaşmaya.İlk olarak Nemoya gittik.Burası çocuklar için yapılmış bir eğlence merkeziydi.Üst katı dinlenmek için iyi bir yer.

Daha sonra Belçika trenine rezervasyon yaptırmak için tren istasyonuna yürüdük.Belöikaya her saat başı tren varmış.Herhangi bir rezervasyon ücreti de yokmuş.Daha sonra Noorder Kerk ve Anne Frankhause'a gittik.Daha sonra Vondelpark'a yöneldik.Pazar olduğu için oldukça kalabalıktı.54 hektar alana kurulmuş içinde bir sürü gölün olduğu harika bir park.Göle vuran yansımaları bol bol çektik.

Parkın sonuna kadar yürümüşüz.O kadar güzel bir park ki nasıl o kadar yürüdük şaşırdık kendimize :) Dün müzeler bölgesinde ki Iamsterdam yazısının yansımasını çekemediğimiz için bugün tekrar şansımızı deneyelim dedik ve Müzeler Bölgesine geri döndük.Bu kez şanslıydık ki harika bir yansıma yakaladık.
Fotoğraflama işimiz bittikten sonra hem yemek yemek hem de o çok meşhur Red light Distict'i görmek için Dam Meydanına geri döndük.Otele döndüğümüzde saat 23.30 du.
MALİYET:
Market: 4€
Burger King: 5.5 €
Patates: 3.10 €
Magnet: 2 €
Dondurma: 1€

TOPLAM: 15.60 €



AMSTERDAM 1.GÜN

        2 saat rötarla saat 12 gibi Amsterdamydık.Bir gün önceden rezervasyon yaptığımız otel rezervasyonumuzu saat 12 ye kadar tutacağını söylüyordu.Otelle tren istasyonu arası yaklaşık 2.3 km idi.Bir de kaybolunca saat 13 gibi otele vardık.Neyse ki bir sorun çıkmadı.Odaya yerleştikten sonra kendimizi sokaklara attık.

        Sırasıyla dam meydanı, çiçek pasajını , magere brug köprüsü ve museumplein'i gezdikten sonra kanal boyunca caddelerinde dolaşıp bol bol fotoğraf çektik. Şehirde dikattimizi çeken ilk güzellikler kanallardı şehrin tamamı kanallar ile örülüydü.Birçok insan kanal üzerindeki bot evlerde yaşıyordu, ulaşım içinde kanallar kullanılıyordu. Yollar genelde bisikletler için yapılmıştı amsterdamda bisikleti olmayan insan yoktu sanırım. Bisikletler için park istasyonları kurulmuştu bu arada şehirde bisiklet hırsızlığı çok yaşanıyormuş.
Dam Meydanı:
Dam meydanı ; şehrin en kalabalık ve büyük meydanı damrak caddesi nin sonunda bulunan meydan diğer avrupa kenti meydanlarına kıyasla daha küçük bir meydandı . Damrak caddesini dolaştıktan sonra bu meydanda biraz oturup dinlenmek iyi gelecektir. Meydan çok merkezi bir noktada neredeyse 6-7 caddenin birleştiği bir meydan.


Çiçek Pasajı:
Peynir dükkanı :)
 Amsterdam tam bir çiçek bahçesi gibi ve bu çiçek çeşitliliğinin tamamını görebileceğiniz çiçek pasajını gezmenizi ısrarla tavsiye ederim. Pasajın bulunduğu sokakta amsterdamın nefis peynirlerini de tadabileceğiniz bir peynir dükkanı var. Peynir çeşitlerinin tamamının tadına bakalım derken karnımızı doyurmuşuz:)
Magere Brug:
  Çiçek pasajından çıktıktan sonra amstel caddesine gittik. Cadde kanal boyunca giden çok uzun bir cadde cadde boyunca bir sürü köprü var köprülerin mimari yapıları genelde aynı. İstenildiği zaman açılabilen bu köprüler gerçekten çok ilginç ve güzel köprüler görmenizi tavsiye ederim.

Museumplein:

     O gün son olarak museumplein e gittik müzelerin toplandığı bir alan hemen yakında birde park var çimlere uzanıp dinlenebileceğiniz bir alan biz orda iken Iamsterdam yazısı museumplein alanında idi bu ikon şehrin farklı yerlerinde sergileniyor önünde fotoğraf çektirebilirsiniz. Museumplein den ayrılıp amsterdamın müthiş gece manzarasını izleyerek otelimize döndük.

Amsterdam bizi büyülemiş gibiydi.Akşam 10'a kadar şehir turu yapıp otelimize döndük.

MALİYET:
Otel: 145 €
Market: 10 €
Mc Donald's: 2 €
Patates: 3.80 €

TOPLAM: 161 €

BERLİN 2. GÜN

Bugün Charlie Check Point ile başladık güne.Orada Berlin Duvarının geçiş noktaları hakkında bilgi veren bilboardlar vardı.Bir de temsili bir geçiş kontrol noktası yapmışlar.
Daha sonra Berlin duvarının kalıntılarının sergilendiği yere gittik.Duvarın hemen yanında duvarla ilgili döküman ve fotoğraflar içieren bir sürü bilboard vardı.Okumanızı tavsiye ederim.


Daha sonra Batı Berlin'e geçtik.Batı Berlin,Doğuya göre daha gelişmiş görünüyordu.Çok yüksek binalar ve alışveriş merkezleri vardı.Bizim çok ilgimizi çekmedi.

Daha sonra trenimize binmek üzere yola çıktık.

MALİYET:
Metro bileti: 2.80 €
Subway (yemek) : 9 €
mc Donald's : 3.80 €
magnet: 2 €
market: 3.5 €

TOPLAM: 22 €


BERLİN 1. GÜN

Sabah otelden çıkışımızı aldık.Planımıza göre gece Amsterdama gidecektik.Rezervasyon için tren istasyonuna gittiğimizde görevli bayan o gece için Amsterdam treninin dolu olduğunu söyledi.Gündüz treni için yer vardı ama günümüzü trende geçirmek istemiyorduk.Ertesi gece için kuşetli vagondan 40 € supplement ödeyerekrezervasyon yaptırdık çünkü tek boş yer orasıydı.1 gece daha Berlinde kalacağımız için istasyonun hemen yanındaki Ostel'a gittik.Orada sadece tek kişikil odada yer vardı.38 € idi.Nasılsa 1 gece kalacağız diye orayı tuttuk.Çantalarımızı koyup şehir merkezi olan Aleandresplatz'a yürüyerek yarım saatte gittik.Merkezde bir sürü alışveriş merkezi vardı.Ama biraz ileride tarihi yerleri görebilirsiniz.2 gün zamanımız olduğu için önce alışveriş merkezine gidip karnımızı doyurduk.Birazda alışveriş merkezinde dolaştıktan sonra tarih zamanı deyip sırasıyla
Berlin TV Tower:
Rotesrathaus:
Berlin Dom:
Altes Museum:
Pergamon Museum:
Brandenburger Tor:

gördük,fotoğraflarınızı çektik.Müzelerin içine girmedik ama gireyim derseniz de 19 € ya Berlin Museum Pass alabilirsiniz.

MALİYET:
Tren: 40 €
Yemek (Sabah): 6 €
Otel: 38 €
Yemek (Akşam): 13 €
Metro bileti: 2.8 €
Kahve: 2 €

TOPLAM: 102 €





PRAG 2.GÜN

                     Sabah kahvaltıdan sonra dans eden binayı ve saat kulesini gördük.(Dans eden bina bizi çok heyecanlandırmadı açıkcası)




Daha sonra şehrin merkezini gezdik.Daha çok alışverişe yönelik yerlerdi burası.Saat 18.30 da trenimiz olduğu için kendimizi fazla yormadan dolaştık.Daha çok zamanımızı fotoğrafçıda geçirdik.Pragla ilgili söylenecek bir kaç şey:
Havası çok değişken.Güneş çıktığı zaten terletiyor,kaybolduğu zaman birden üşüyorsun.İnce 1-2 kat kıyafet giyilebilir.Yemek konusunda yine bize hitap eden bir şey yoktu.Fast foodla geçirdik öğünlerimizi.İlginç olarak Kuzey-Güney filminde makara diye isimlendirdikleri tatlıdan bolca görürsünüz.Kale yolundan inerken makarayı öikolatalı,hindistan cevizli,..vs. satıyorlar.Oradan alınabilir.Şehir merkezinde sadece hamurunu satıyorlar.

Akşam saat  18.30 da ki Berlin trenimize bindik.Yolculuğumuz yaklaşık 4 saat 45 dakika sürdü.Saat 23.15 te Berlindeydik.Oteli tren garına yakın bir yerden ayırdığımız için kolayca bulduk.Pension Reiter diye bir yerdi.2 kişilik paylaşımlı banyolu odası 45 € idi.Temiz ve ferah bir yerdi.Tavsiye edilir.

MALİYET
Otel: 45 €
Makara: 50 CZK
KFC: 159 CZK
su: 19 CZK
Burger King: 50 CZK
Kolye: 5€

TOPLAM: 61 €

14 Eylül 2012 Cuma

PRAG 1. GÜN

         Viyana 'dan saat 18:30 treni ile Prag yolculuğuna başladık yaklaşık 4-4.5 saat süren yolcuktan sonra Prag'a ulaştık. Daha önceden otel rezarvasyonu yapmıştık ve otelimiz Old Town da idi. Tren istasyonun altında bulunan metro ile Old Town a ulaşabiliriyorsunuz. Tavsiyem Old Town veya Prag Kalesi civarında kalmanız turistik yerlere oldukça yakın semtler.Kalacağımız otel olan Koruna otele ulaştığımızda gece saatleriydi hemen uyumayı tercih edip ertesi güne hazırlanmak istedik.

          Sabah biraz bulutlu bir hava ile uyandık hemen üstümüzü giyindik otelin fiyata dahil olan açık büfe kahvaltısını yedikten sonra kendimizi prag sokaklarına attık. Şehiri gezmeye prag kalesinden başlamayı düşünüyorduk ve öylede yaptık.



          İlk dikkatimizi çeken bina Stare Mesto oldu binayı dışardan fotoğrafladıktan sonra hemen yanındaki köprüyü (Manesuv most)  kullanarak prag kalesine doğru yol almaya başladık. Prag kalesine ulaştığımızda büyük bir kalabalık bizi karşıladı kale bildiğimiz kale anlayışından çok farklıydı.  Kale içesinde birçok bina vardı ve binalar hala iyi durumda ve kullanılmaktaydı. Prag kalesini gezebilmek için neredeyse 1 gün ayırmanız gerekir ve emin olun fazlasıyla keyif alacaksınız  Prağın en güzel turistik yeri olduğunu söyleyebilrim. Gezmeye  bahçelerinden başlayabilirsiniz daha sonra kale içersindeki katedrale gidebilirsiniz Kadrelin üstüne çıkıp nefis Prag manzarasını izleyebilrisiniz. Kale içerisinden birçok tarihi bina , müze ve cafeler var bunları gün boyunca gezebilrsiniz.




      Kaleden St. Nicolaus Church e indik. Yollarda yürüken birşey dikkatimizi çekti önünden geçtiğimiz kiliselerin genelinde akşam konser ilanları vardı konderler genelde klasik müzik veya org müzikleri. Birde aşağı yukarı her kafede ve sokakta jazz müziği sesleri geliyor kulaklarınıza özellikle jazz severler için prag çok daha etkileyici olacaktır. Bir sonraki durağımız Charles köprüsü oldu ve muhteşem mimarisi ile hayran olunmayacak gibi değildi. Köprü üzerinde 16 adet heykel var, köprü üzerinde birsürü seyyar satıcı, sokak sanatçısı ve inanılmaz insan kalabalığı var. Köprüde biraz vakit geçirdikten sonra köprünün çıkışında bodrum kebapçısı çıktı karşımıza uzun zaman sonra çok lezetli olmasada mercimek çorbası içme keyfini yaşadık. Gün bitmeye başlamıştı ve yavaş yavaş güneş batıyordu gün batımını izlemek için charles köprüsüne döndük. Bugüne kadar izlediğim en güzel manzaralardan biriydi. Bir sürü fotoğraf çekip gün batımı izledikten sonra otele doğru yol almaya başladık yolumuz üzerinde saat kulesi (ertesi gün kapsamlı gezmeyi planlamıştık) vardı o çevreyi biraz dolaştıktan sonra otele döndük.



MALİYET
su - 80 kron
tren - 48 kron
teleon kartı- 170 kron
makara (kuzey-güneydeki tatlı) - 60 kron
magnet - 50 kron
çorba - 130 kron
kahve - 65 kron
müze - 300 kron
otel - 1100 kron
mc Donald's - 90 kron
supplement - 150 kron

TOPLAM: 90 €

30 Ağustos 2012 Perşembe

VİYANA

Viyana vardığımızda yaptığımız ilk iş tourist info.ya gidip Prag tren saatlerini sormak oldu.Bize en uygun tren 18.33 deydi. Şehir haritamızı alarak istasyondan çıktık.Viyanayı nasıl gezeceğimiz hakkında hiçbir fikrimiz yoktu ve sadece 4 saatimiz vardı.Su almak amacıyla markete girdik.Orada iki kişiye nereleri gezebileceğmizi ve nasıl ulaşabileceğimizi sorduk.Kasadaki görevli de Türk çıktı ona da metro durağını sorduk.Tren istasyonuna en yakın olan Philadelphiabrücke Metro durağının içindeki locker lara çantalarımızı bıraktık.Büyük dolap gün boyu 4.5 € ve içine 3-4 interrail çantası alır.Çantaları bıraktıktan sonra metroya binip şehir merkezine gittik.Gezimize ilk olarak Karlskirche den başladık.Karlskirche,1715-1737 yılları arasında inşaa edilen bir kilise.1713'te yaşanan ve sekiz binden fazla can alan veba salgınının ardından inşa edilmiş.Kilisenin önünde büyük bir havuz var.Güzel yansıma fotoğrafı çekebilirsiniz:)
Burada bir kaç kare fotoğraf çektikten sonra yürüyerek Hofburg İmparatorluk Sarayına geçtik.
Buradan da yürüyerek Natural History Museum'a gidip orayı dışarıdan fotoğrafladık.

Daha sonra sırasıyla şuralara gittik
Parlament:

Rathaus: (Burada film festivali olduğu için dev ekran konulmuştu.Kalamadığımız için çok üzülmüştüm.)

Votivkirche (Votiv Kilisesi): geniş açı lensimiz olmadığı için ancak bu kadar çekebildik :))

En sonunda da dönme dolaba binmek için tekrar Praterstern metro durağına gittik.Dönmedolap metro istasyonunun hemen önündeydi.Dönmedolaba da binip Viyana gezimizi bu şekilde sonlandırdık.Bu arada dönmedolap kişi başı 9€.
Dönmedolaptan Viyana manzarası:





Viyanadan bir kaç not:
Tertemiz,yemyeşil,çok düzenli ve sakin bir şehir.
Her yeri oturup dinlenebileceğin yeşil alan yapmışlar.
Tarihi binalar çok gösterişli.
Tarihi binalar dışında şehir modernize edilmiş.
İki yerde rastladığımız su içilebilir çeşmeleri çok güzel.Su soğuk ve temiz.
Çok sayıda Türk var.Her an karşına Türk çıkıyor. 
Tavuk döner yiyelim dedik iğrençti :)
Metro için bilet almaya gerek yok kontrol yapılmadı bizim gezdiğimiz süre zarfınca.Biz ilk binerken ne olur ne olmaz diye birer bilet almıştık ama kullanmadık.En son tren istasyonuna dönerken artık işimize yaramayacağı için kullandık :)

MALİYET:
Mc. Donald's: 3 €
Soda: 0.25 €
Metro Bileti: 4 €
Locker: 4.5 €
Market: 1.70 €
Döner: 7€
Otel (Prag): 43 €

TOPLAM: 68€